CENNET VE CEHENNEM

Cennet, âhiret nimetlerinin yurdudur. Kendisini yaratan ve türlü nimetler lutfeden Rabbine itaat eden insanların mükâfat görecekleri yerdir.

CENNET VE CEHENNEM

İslam Dergisi 7 Ağustos 2015 

C E N N E T:
y
edi kat göklerin ötesinde, arş ve kürsinin altındaki sidretül münteha denilen beyaz bir semanın altındadır..
Sekiz cennet, yedi Cehennem vardır. Cennet, güneş sisteminin alanından ve hatta yıldızların içinde bulunduğu uzaydan daha büyüktür.   Cehennem de  güneşten büyüktür.
Kıyâmet günü, hesâptan sonra bir çokları Cennete gönderilecek, bir çoğu da Cehenneme sokulacaktır.

Cennet: Akla gelen veya gelmeyen her türlü güzelliklerin toplandığı yerdir. Dünyadaki zevk ve lezzetlerin, Cennettekilerin yanında hiç kıymeti yoktur. Cennette, oradakilerin istedikleri her türlü yiyecek ve içecek önlerine gelir. Koparmak, pişirmek gibi zahmetlere katlanmadan dilediklerince yer ve içerler, çeşitli mücevherden yapılmış köşkler, her biri ayrı lezzette ırmaklar, leziz meyvelerle dolu ağaçlar, nefis bahçeler, kuşlar ve daha akla hayâle gelmeyecek nice ni’metlerden bol bol faydalanırlar. Hûri ve gılman gibi Cennet kızları ile beraber olup, zevk ve lezzet içinde sonsuz olarak yaşarlar. Bir kısım köşklerin içinde olanlar, diledikleri yeri görür ve kendilerini istedikleri yere götürürler. İnsanlar, dünyada kaç yaşında vefât etmiş olurlarsa olsunlar, Cennette (30) yaşında olacaklardır. Hanımlar, kocaları ile ve İslâm büyüklerini sevenler de onlarla beraber olurlar. Cennete giren bir daha çıkarılmaz.
Cennetteki dereceler ve mükâfatlar, herkesin ilmine ve ibâdetlerine göre olacaktır. Sekiz Cennet vardır. Cennet-i Adn; derecesi ve ni’metleri en yüksek olandır. Peygamberler, sıddîkler ve şehitler bu Cennete girerler.
Cennetler:  Cennet-i Firdevs; diğerlerinden üstündür. Bahçeleri çoktur. Cennet-i Naîm, Cennet-i Huld, Cennet-ül Me’va, Dârüs-selâm, Dârül-Karar, Dârül-Celâl’dir.

CENNET HAKKINDA BAZI HADİSİ ŞERİFLER

-“Günlerin en hayırlısı cuma günüdür. Âdem aleyhisselam, cuma günü yaratıldı, cuma günü Cennete kondu, cuma günü dünyaya gönderildi. Kıyamet de cuma günü kopacaktır.” [Tirmizî]
-“İnsanlar, Cennette de âlimlere muhtaç olurlar. Her cuma günü, Allahü teâlâ, “Benden ne dilerseniz dileyin” buyurur. İnsanlar, [hiçbir şeye muhtaç olmadıkları, her çeşit nimete kavuştukları için] ne isteyeceklerini şaşırıp, âlimlere sorarlar. Âlimler de, istenmesi gerekeni söylerler.” [Deylemî, İbni Asakir]
-“Cennette müminler, Allahü teâlâyı cuma günü göreceklerdir.) [Şir’a şerhi]
-“Cennet ehlinin bir çarşısı vardır. Her cuma günü oraya gelince, ferahlatıcı bir meltem rüzgârı eser, elbiselerini ve yüzlerini okşayarak güzelliklerini artırır. Hanımları, “Vallahi, bizden ayrıldıktan sonra sizin cemal ve güzelliğiniz artmış” derler. Erkekler de, “Vallahi, siz de çok güzelleşmişsiniz!” derler.”” [Müslim]

 CEHENNEM: Cehennem, her şeyin altındadır. Cehennemdeki azap çeşit çeşittir. Ateş ile olduğu gibi, “Zemherîr” denilen yerlerinde çok şiddetli soğuklar da olacaktır. Bazı kimselere, bir ateşe bir soğuğa daldırılarak azap yapılacaktır. Cehennemin azâbı ebedîdir, sonsuzdur. Bunlar, Kur’ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde açıkça bildirilmektedir. Kâfirler ,hesaptan sonra, Cehenneme girecek, Cehennemde sonsuz azapta kalacaklardır. Mü’minler Cennette ve Cennet ni’metlerinde sonsuz kalacaklardır. Günahı, sevabından çok olan mü’minler, Cehenneme girip, günahlarına karşılık, bir müddet azap görseler bile bunlar, Cehennemde sonsuz kalmıyacaklardır. Kalbinde zerre kadar îmân olan bir kimse, Cehennemde sonsuz kalmıyacak, Allahü teâlânın rahmetine kavuşacak, Cennete girecektir.
Cehennem yedi tabakadır. Birinci tabaka en hafiftir. Fakat, dünya ateşinden yetmiş kat daha şiddetlidir. Adı “Cehennem”dir. Burada müslümanlardan bir kısmı yanıp, günahlarından temizleneceklerdir. Cehennemin ikinci tabakası daha şiddetlidir. Adı “Sa’îr”dir. Burada Tevrâtı değiştirenler yanacaktır. Üçüncü tabakası daha şiddetli olup adı, “Sakar”dır. Burada İncîli değiştirenler azap görecektir. Dördüncü tabakanın adı da, “Cahîm”dir. Burada, güneşe, yıldızlara tapanlar azap görür. “Hutame” denilen beşincisinde, ateşe, öküze tapanlar azap görürler. Budistler, Berehmenler burada yanacaktır. Altıncı tabakasının adı “Lazy” olup, burada, hiç dini olmayanlar, müşrikler, komünistler, masonlar azap görüp yanacaklardır. Cehennemin yedinci tabakası, en dibi, en şiddetli tabakası olup adı, “Hâviye”dir. Burada, inanmadıkları halde inanmış görünenler ve İslâm dîninden ayrılıp, mürted olanlar yanacaktır.

Cennet nasıl bir yer? Kimler cennete giremeyecek?

Cennet, âhiret nimetlerinin yurdudur. Kendisini yaratan ve türlü nimetler lutfeden Rabbine itaat eden insanların mükâfat görecekleri yerdir.

21 Ekim 2017 Cumartesi 20:51

 

Mü’minler, Cennette, kendilerine lutfedilen nimetleri kaybetme ve Allah’ın rızâsından uzaklaşma korkusu olmaksızın ebediyyen kalacaklardır. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:

“Ey âyetlerimize inanan ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur. Sizler üzülmeyeceksiniz de. Siz ve eşleriniz büyük bir sürurla ve neş’eler içinde cennete giriniz! Hizmetkârlar, altın tepsiler ve kadehlerle onlara ikrâmlarda bulunmak için devamlı etraflarında dönüp dururlar. Orada canlarının istediği, gözlerinin hoşlandığı her şey vardır. Ve kendilerine: «Siz, orada ebedî olarak kalacaksınız, dünyada yaptıklarınıza karşılık size lûtfedilen cennet işte budur. Orada sizin için pek çok meyveler vardır, onlardan yiyeceksiniz!»denilir.” (Zuhruf, 68-73)

“Allah’ın azâbından korkup fenalıklardan sakınan müttakîler, emîn bir makâmda, bahçelerde ve pınar başlarında, ince ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyerek karşılıklı oturup sohbete koyulurlar. Evet, böyle olacak! Biz onları iri gözlü hûrilerle de evlendiririz. Onlar orada emniyet içinde, canlarının çektiği her meyveyi isteyebilirler.” (Duhân, 51-55)

CENNETLİKLER

Cennetlikler Cennette yiyip içerler, ama büyük, küçük abdeste çıkmaz ve sümkürmezler. Sadece hoş kokulu bir geğirti ve ter çıkarırlar. Terleri mis gibi güzel kokar. Yemek kapları ve tarakları altındandır. Kesinlikle yorgunluk ve bıkkınlık hissetmezler. Her birine, son derece güzel ve tertemiz eşler verilir. (1) Evlenecekleri erkek hâricinde hiçbir el dokunmamış olan bu ceylan gözlü kadınlar, eşlerinden başkasıyla ilgilenmez, onların istek ve arzuları dışına çıkmazlar. Peygamber Efendimiz onların ne kadar güzel olduğunu şöyle ifâde buyurur:

“Cennetlik hanımlardan biri yeryüzüne şöyle bir bakacak olsa, yer ile gök arasını aydınlatır!” (Buhârî, Rikâk 51)

Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurur:

“Cennetlikler cennete girince bir kimse şöyle seslenir: Siz cennette ebediyyen yaşayacak, hiç ölmeyeceksiniz; hep sağlıklı olacak, hiç hastalanmayacaksınız; hep genç kalacak, hiç yaşlanmayacaksınız; hep nimet ve mutluluk içinde yaşayacak, hiç keder ve sıkıntı çekmeyeceksiniz.”(Müslim, Cennet, 22)

“Cennette yay kadar bir yer, üzerine güneşin doğup battığı her şeyden daha hayırlıdır.” (Buhârî, Cihâd 5, 6, Bed’ü’l-halk 8, Rikak 51)

“Musa (a.s) Rabbine:

«–Cennetliklerin en aşağı derecesi nedir?» diye sordu. Allah Teâlâ da şöyle buyurdu:

«–O, cennete en son girecek olan kişinin derecesidir. Ona:

“–Cennete gir!” denir.

“–Yâ Rabbî! Herkes yerine yerleşmiş ve alacağını almışken ben nereye gideceğim?” der. Ona:

“–Sana dünya hükümdarlarından birinin mülkü kadar yer verilse râzı olur musun?” diye sorulur. O da:

“–Râzıyım yâ Rabbî!” der. Bunun üzerine Rabbi ona:

“–İşte öyle bir mülk senindir. Bir o kadar daha, bir o kadar daha, bir o kadar daha, bir o kadar daha” buyurur. Beşincisinde o kişi:

“–Râzı oldum yâ Rabbî!” der. Rabbi ona:

“–İşte bu kadar şey hep senindir. Onun on misli de senindir. Bir de neyi arzu ediyorsan, gözün neden hoşlanıyorsa hepsi senindir” buyurunca adam:

“–Râzı oldum yâ Rabbî!” diyecek.»

Daha sonra Musa (a.s):

«–Yâ Rabbî! Cennetliklerin en üstün derecesi nedir?» diye sordu. Allah Teâlâ şöyle buyurdu:

«–Onlar benim seçtiğim kullardır. Onların kerâmet fidanlarını kudret elimle ben dikip mühür altına aldım. Onlara hazırladığım nimetleri ne bir göz görmüş, ne bir kulak duymuş, ne de bir kimsenin hatır ve hayalinden geçmiştir.»

Bunun Allah’ın kitabındaki delili şu âyettir:

«Yanları yataklardan ayrılır (teheccüde kalkarlar), korku ve ümid içinde Rablerine dua ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayra infâk ederler. Yaptıklarına mükâfât olarak, onlar için nice sevindirici ve göz kamaştırıcı nimetlerin saklandığını kimse bilemez.» (Secde, 16-17)” (Müslim, Îmân, 312; Cennet, 5)

“Cennetlikler cennete girince Allah Teâlâ onlara:

«‒Size artırmamı istediğiniz başka bir nîmet var mı?» diye soracak. Onlar:

«‒Yâ Rabbî! Yüzümüzü ak etmedin mi? Bizi cennete koyup cehennemden kurtarmadın mı, daha ne isteyelim!» diyecekler.

İşte o zaman Allah Teâlâ perdeyi kaldıracak ve Cemâlullah’ı seyredecekler. Onlara, Rablerine bakmaktan daha sevimli bir nimet verilmemiştir.” (Müslim, Îmân 297; Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân 11)

Allah Rasûlü (s.a.v) Efendimiz cennete girmenin yolunu şöyle gösterir:

“Bir kimse Cehennemden kurtulup cennete girmeyi istiyorsa, Allah’a ve âhiret gününe imân etmiş olarak ölmelidir. Kendisine yapılmasını istediği şeyleri o da başkalarına yapmalıdır…” (Müslim, İmâre, 46; Nesâî, Bey’at, 25; İbn-i Mâce, Fiten, 9)

KİMLER CENNETE GİREMEYECEK?

Rasûlullah (s.a.v) bir gün:

“–İstemeyenler dışında, ümmetimin tamamı Cennete girer” buyurmuştu. Bunun üzerine:

“–Ey Allah’ın Rasûlü, cennete girmeyi kim istemez ki?” denildi. Peygamber Efendimiz:

“–Bana itaat edenler cennete girer, bana karşı gelenler cenneti istememiş demektir” buyurdu. (Buhârî, İ’tisâm, 2)

Bir kişi Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’e:

“–Beni cennete götürecek bir amel söyleyebilir misiniz?” dedi. Rasûl-i Ekrem (s.a.v) de:

“–Allah’a ibadet eder, O’na hiçbir şeyi ortak koşmazsın. Namazı kılar, zekâtı verir ve akrabanı görüp gözetirsin!” buyurdu. (Buhârî, Zekât, 1; Edeb, 10; Müslim, Îmân, 12, 14)

SON SÖZ CENNETE GÖTÜREBİLİR

Yine Allah Resûlü (s.a.v) şu müjdeyi veriyor:

“Kimin son sözü, «Lâ ilâhe illallah: Allah’tan başka ilah yoktur» olursa, o kişi Cennete girer.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz 20/3116; Ahmed, V, 247; Hâkim, I, 503)

Tabiî son nefeste “lâ ilâhe illallah” diyebilmek için onu bir ömür boyu sözlerimizde, davranışlarımızda, işlerimizde ve ahlâkımızda yaşamamız îcâb eder. Böyle olursa, hayatın en zor ânı olan son nefeste “lâ ilâhe illallah” kelime-i tevhidi dilimizden kolayca çıkabilir.

(1) Bkz. Bakara, 25; Nisâ, 57; Fâtır, 35; Sâffât, 45-49; Buhârî, Bed’ü’l-Halk 8, Enbiyâ 1; Müslim, Cennet 15-18; Tirmizî, Kıyâmet 60, Cennet 5; İbni Mâce, Zühd 39.

Kaynak: Dr. Murat Kaya