Suud'un gizli operasyonları

Suudi Arabistan yönetiminin İsrail'i örnek aldığını ifade eden Ünlü şu ifadeleri kullandı: İngiltere Rusya'yı eski ajan Sergey Skripal ve kızı Yulia'yı sinir gazıyla zehirlemekle suçluyor. Ruslar da bu tür operasyonlar yaparlar elbet, ama Suudiler'in tarzı İsrail'inki ile benzeşiyor. Suudiler'in, bir dönem kendilerini 11 Eylül saldırılarıyla ilişkili gösteren CIA'i örnek aldığı da söylenebilir.

Suud'un gizli operasyonları

Giriş Tarihi: 04.11.2018  12:31Güncelleme Tarihi: 04.11.2018  12:52

Sabah Gazetesi yazarı Ferhat Ünlü bugünkü yazısında, Suudi Arabistan'ın operasyonlarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Suudi Arabistan yönetiminin İsrail'i örnek aldığını ifade eden Ünlü şu ifadeleri kullandı: İngiltere Rusya'yı eski ajan Sergey Skripal ve kızı Yulia'yı sinir gazıyla zehirlemekle suçluyor. Ruslar da bu tür operasyonlar yaparlar elbet, ama Suudiler'in tarzı İsrail'inki ile benzeşiyor. Suudiler'in, bir dönem kendilerini 11 Eylül saldırılarıyla ilişkili gösteren CIA'i örnek aldığı da söylenebilir.

İşte Ferhat Ünlü'nün dikkat çeken o yazısı:

Tarih 30 Eylül 1986.

1954 yılında Fas'ın Marakeş kentinde bir Yahudi ailenin çocuğu olarak doğan Mordehay Vanunu, adını Cindy olarak bildiği Amerikalı turist 'sevgilisi' ile Roma'ya tatile gitti. Roma'ya iner inmez yakalandı, bayıltıldı, gözünü açtığında Tel Aviv'deydi.

Buraya bir yatla getirilmişti. Çünkü sözde sevgilisi aslında kendisini 'bal tuzağı'na (honey trapping) düşüren bir Mossad ajanı idi.

Bu gizemli gizli servis hikâyesinin kökeninde, İsrail'in nükleer sırlarıyla ilgili tartışmalar yatıyor.

Aslında CIA başta olmak üzere pek çok gizli servis, daha 1960'larda bile İsrail'in nükleer silah ürettiğini biliyordu. Fakat İsrail hükümeti bu gerçeği reddediyordu.

İsrail'in inkârları, 5 Ekim 1986'da İngiliz The Sunday Times gazetesinin yayınladığı manşet haberle geçersizleşti. Haber, Times'ın 30 Eylül'de yakalanmadan önce röportaj yaptığı Vanunu'nun, İsrail'in nükleer silahlarıyla ilgili ayrıntılı ifşaatlarından oluşuyordu.

Mordehay Vanunu, 'Geri Dönme Yasası'yla ailesi ile birlikte 1963'te İsrail'e göç etmiş ve orduda görev yaptıktan sonra Dimona'daki Necef Nükleer Araştırma Merkezi'nde atom teknisyeni olarak çalışmaya başlamıştı.

Vanunu burada çalışırken bir 'aydınlanma' yaşadı ve İsrail'in nükleer sırlarını ifşa etmeye karar verdi. Dokuz yıl Dimona'da çalıştıktan sonra 1985'te ayrıldı ve aldığı tazminatla 'egzotik bir seyahat'e çıktı.

Nepal'e, Burma'ya ve Tayland'a gitti. Ardından da Avustralya'ya... Burada Anglikan Kilisesi'nde Hristiyan oldu. Derken bir aktivist gibi nükleer karşıtı açıklamalar yapmaya başladı. Dimona ile ilgili anlattıkları bir yerel muhabirin dikkatini çekti.

 

Avustralya basını bu sırlarla pek ilgilenmedi. Bunun üzerine Vanunu, yerel muhabir aracılığıyla The Sunday Times ile irtibata geçti. İngiltere'ye gitti ve İsrail'in nükleer sırlarını faş etti.

Vanunu, bal tuzağı operasyonundan sonra İsrail'de yargılandı ve 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 2004 yılında serbest bırakıldı. Ancak Tel Aviv'den çıkması yasaklandı. 2004, 2007 ve 2010'da yine hapse girdi. Şimdi 'Tel Aviv Açık Hava Cezaevi'nde.'

SUUDİLER İSRAİL'İ ÖRNEK ALIYOR

Cemal Kaşıkçı'yı öldüren Suudiler'in bu tür 'operasyonlar'da İsrail'in izinden gittiği görülüyor. İngiltere'nin eski Dışişleri Bakanı Boris Johnson, Suudi Arabistan'ın Kaşıkçı cinayetinde Rusya'yı örnek almış olabileceğini yazdı, ama İsrail daha uygun bir timsal onlar için.

Johnson'ın böyle yazması da normal. Malum, İngiltere Rusya'yı eski ajan Sergey Skripal ve kızı Yulia'yı sinir gazıyla zehirlemekle suçluyor. Ruslar da bu tür operasyonlar yaparlar elbet, ama Suudiler'in tarzı İsrail'inki ile benzeşiyor.

Suudiler'in, bir dönem kendilerini 11 Eylül saldırılarıyla ilişkili gösteren CIA'i örnek aldığı da söylenebilir. 2000'li yılların başında CIA'in Suudiler'e yönelik gizli operasyonlarının hedefi olanlardan biri, Arabistan'da çölde susuzluktan ölmüştü!

Suudiler'in Kaşıkçı cinayetinin gündemde olduğu şu süreçte karıştığı bir başka olay daha var. Suudiler, cansız bedenleri New York'ta Hudson Nehri'nde bulunan iki Suudi kız kardeşin (Farea kardeşler) öldürülmesi olayının da olağan şüphelisi. Zira kızların annesi, Suudi Büyükelçiliği'nden, "ABD'yi derhal terk edin" diye uyarı aldıklarını söyledi.

22 yaşındaki Rotana Farea ve 16 yaşındaki Tala Farea ABD'ye siyasi sığınma talebinde bulundular. Suudi Arabistan'ın Washington Büyükelçiliği'nden gelen tehdit telefonundan sonra… Farea kardeşler, üniversitede okuyan erkek kardeşleriyle birlikte, kaldıkları Virginia'dan 24 Eylül'de ayrıldılar.

..Kaynak: Sabah