Prof.Dr. Güven Önal: Bilgi kirliliğiyle madenciliğimiz hedef...
Reklam

Prof.Dr. Güven Önal: Bilgi kirliliğiyle madenciliğimiz hedef alınıyor.

Son günlerde gündemi en çok meşgul eden konulardan biri "Kaz Dağları" oldu. İTÜ öğretim üyesi maden yüksek mühendisi Prof.Dr. Güven Önal, tartışmalara ilişkin merak edilen soruları yanıtladı. Güven Önal, "Altın madeni ruhsatı verilen yer Kaz Dağları’nın 40 km uzağında. Türkiye’de 13 altın madeni var. Ekonomiye katkıları büyük ve çevreye zararları yok. Madencilik kuralları olmalı ve herkes bilgi kirliliği yerine bu kurallara saygı duymalı." ifadelerini kullandı

12 Ağustos 2019 - 08:43 - Güncelleme: 12 Ağustos 2019 - 11:09

'ndaki bu oyuna dikkat! Prof.Dr. : Bilgi kirliliğiyle madenciliğimiz hedef alınıyor.

Son günlerde gündemi en çok meşgul eden konulardan biri "" oldu. İTÜ öğretim üyesi maden yüksek mühendisi Prof.Dr. , tartışmalara ilişkin merak edilen soruları yanıtladı. Güven Önal, " ruhsatı verilen yer Kaz Dağları’nın 40 km uzağında. ’de 13 altın madeni var. Ekonomiye katkıları büyük ve çevreye zararları yok. Madencilik kuralları olmalı ve herkes bilgi kirliliği yerine bu kurallara saygı duymalı." ifadelerini kullandı.

Bilgi kirliliğiyle madenciliğimiz hedef alınıyor

 'nin Kirazlı bölgesindeki ni konuşuyor.
 ve  medyasının başlattığı propagandaya, yabancı medyanın Türkiye'deki uzantıları da dahil olunca büyük bir bilgi kirliliği oluştu.
Madencilik denilince ilk akla gelen isimlerden olan İTÜ Öğretim Üyesi Maden Y. Mühendisi Prof. Dr. , Sabah Gazetesi'ne tartışmalara dair açıklamalarda bulundu.

40 KİLOMETRE UZAKTA 

(Tartışılan maden tam nerede?) 

Altın madeni ruhsatı  Milli Park sınırına 40 kilometre uzakta. Bölgede 2 adet kömür yakan enerji santrali, 2 metal maden işletmesi ve sanayi tesisleri bulunmakta.

(Bir maden ocağının yerini seçme şansımız var mı?) 

Hiçbir madenin yerini seçme imkanı yoktur. Maden nerede ise orada işletilir.

(Altın ararken kullanılan maddeler doğaya karışıyor mu?) 

Altın dahil tüm madenler dünyanın her yerinde aynı yöntemle aranır. Maden sondajlarında su ve kil dışında bir madde kullanılmaz. Altın sondajları da aynı yöntemle yapılır. Arama safhasında kesinlikle siyanür kullanılmaz.


SU HAVZALARINI KİRLETMEZ

 (Altın üretimi sırasında su havzalarının kirlenmesi mümkün mü?) 

Siyanür ile altın aranmaz. Siyanür yalnızca altının kimyasal olarak çözündürülüp, zenginleştirilmesinde kullanılır. Su havzalarının kirlenmesi mümkün değildir. 
(Madenler gerçekten doğada geri dönülmez tahribata yol açar mı?) 

Madenler işletilip bittikten sonra, rehabilitasyon yapılarak, orman ise tekrar ormana, tarım arazisi isetarım arazisine döndürülür.
Dünyada ve Türkiye'de çok sayıda örneği var.
Çevre mevzuatına göre, rehabilitasyon zorunludur, üretici şirket, rehabilitasyon teminatını öder. Geri dönülmeyecek bir tahribat söz konusu değildir.

Prof.Dr. Güven Önal

(Altın madeninin ekonomiye nasıl bir katkısı olacak?) 

Söz konusu madende, takriben bin kişinin çalışacağı belirtilmektedir. Söz konusu altın madeninin, yatırımı 500 milyon dolar, işletme gideri (6 yıl) 815 milyon dolar, toplam 1.315 milyar dolar. Bu meblağın yüzde 80'i yani yaklaşık 1 milyar doların çevredeki il, ilçe ve köylere gideceği, ayrıca devlet hakkı, vergi, orman ve ruhsat harçları olarak devlete, yaklaşık 100 milyon dolar ödeneceği, şirketin net karının ise 470 milyon dolar düzeyinde olacağı, fizibilite raporundan anlaşılmaktadır.

(Türkiye'deki altın madenlerinin çevreye bir zararı var mı?) 

Türkiye'de 13 altın madeni üretim yapmakta, yıllık üretim 30 - 35 ton arasında. En eski altın madeni Bergama Ovacık, 18 yıldır çalışıyor, Ovacık'ta ve diğerlerinde herhangi bir çevre zararı görülmedi.

(Bir ülkenin gelişmesinde madencilik gerçekten bu kadar önemli mi?)

Elbette önemli. Bakın 7 gelişmiş ülkenin bu macerasını inceleyin.
Hepsi 1800'lü yıllarda madenciliğini geliştirmiştir. Eğer Osmanlı madenciliğini geliştirseydi belki de yıkılmayacaktı.
Bugün kişi başına düşen milli gelirimiz çok ileri seviyede olacaktı.

(Türkiye'deki tartışmanın benzeri başka ülkelerde yaşanıyor mu?)

Bizim kadar yaşanmıyor. O ülkelerde başka bilgi kirliliği yok. İkincisi ise kurallar oturmuş durumda.
ABD'de her eyaletin madencilik kuralları bellidir ve herkes bu kurallara harfiyen uyar.
Vatandaş da bu kurallara uyulduğunu bilir.
Devlet kurumları bu kurallar konusunda çok titizlik göstermeli ve bu tür tartışmalar yaşanmamalı.



(Türkiye'de maden sektörü hakkında oluşturulmak istenen yanlış algı hakkında ne düşünüyorsunuz?) 

Madenlerin üretimi, ağır sanayi kurulmasını, sanayi devriminin gerçekleşmesini dolayısı ile ülkelerin gerçekten kalkınmasını ve halkın refah düzeyinin artmasını sağlar. Çanakkale'deki tartışma, tüm madenciliği hedef alır hale gelmiştir.
Ayrıca, inanılmaz bir bilgi kirliliği oluşmuştur.
Birtakım ihmaller sonucunda kamuoyunda tepkilere neden oluşmuşsa araştırılmalıdır. ÇED raporunda belirtilen ağaçtan fazlası kesilmişse mutlaka soruşturulmalıdır.

SU HAVZALARINI KİRLETMEZ

(Altın üretimi sırasında su havzalarının kirlenmesi mümkün mü?) 

Siyanür ile altın aranmaz. Siyanür yalnızca altının kimyasal olarak çözündürülüp, zenginleştirilmesinde kullanılır. Su havzalarının kirlenmesi mümkün değildir.

(Kesilen ağaç sayısı konusunda da bir bilgi kirliliği var. Bu konuyu inceleme imkanınız oldumu?)

Basında belirtilen 195 bin ağaç kesildiğine ait bilginin kanıtı bulunmuyor.
ÇED raporunda tüm işletme ömründe, 45 bin ağaç kesileceği belirtiliyor. Orman otoritelerinin verdiği bilgiye göre şu ana kadar 13 bin 400 ağaç kesilmiştir. Ağaçlar Orman Bölge Müdürlüğü'nce kesilmektedir.

(Türkiye tükettiği kadar altın üretebiliyor mu? Altın ithalatına ne kadar harcıyoruz?) 

Türkiye'de yaklaşık yılda 200 ton altın kullanılıyor.
Yerli üretimi çıkardığımızda yılda 160 ton civarında altın ithal edilmektedir.
Bu ithalata bugünkü değer ile 7,7 milyar dolar ödenmektedir.

(Türkiye'de temsilciliği bulunan Deutsche Welle ve Euronews gibi medya kuruluşları altınmadenciliği konusundaki kara propagandaya destek verdiğini görüyoruz. Bunun sebebi sizce nedir?) 

Bu çok açık. Özellikle Almanlar Türkiye'de altın madenciliğinin gelişmesini istemiyor. Alman vakıfları1996-2002 yılları arasında ülkemizde bu yönde faaliyet gösterdi. Sadece altın değil madenciliğin gelişmesini istemiyorlar. Türkiye eğer madenciliğini geliştirirse kendi ağır sanayisini de ortaya koyacak. Türkiye şu anda hala pazar durumunda. Madenciliğini geliştirirse pazar olmaktan kurtulacak.

DÜNYADA 870 ALTIN MADENİ VAR

(Dünyadaki güncel altın madeni ocağı sayısı) 

Bu konuda güncel bir bilgi yok ancak 2 yıl önceki araştırmaya göre dünyada aktif 870 altın madeni bulunuyordu. Bu rakamın günümüzde daha da arttığını söyleyebiliriz.

(En çok hangi ülkede..?)

ABD ve Kanada gibi dünya lideri ülkelerin yanında , Avustralya ve Çin'de altın madenleri mevcut. Avrupa'da ise Romanya, Bulgaristan, İsveç, Finlandiya, İspanya ve İtalya altın üreten ülkeler.

Kaz Dağları'ndaki bu oyuna dikkat! Prof.Dr. Güven Önal: Bilgi kirliliğiyle madenciliğimiz hedef alınıyor

İTÜ öğretim üyesi maden yüksek mühendisi Prof.Dr.  ruhsatı verilen yer ’nın 40 km uzağında. Türkiye’de 13 altın madeni var. Ekonomiye katkıları büyük ve çevreye zararları yok. Madencilik kuralları olmalı ve herkes bilgi kirliliği yerine bu kurallara saygı duymalı

CHP ve HDP medyasının başlattığı propagandaya, yabancı medyanın Türkiye'deki uzantıları da dahil olunca büyük bir bilgi kirliliği oluştu.
Madencilik denilince ilk akla gelen isimlerden olan İTÜ Öğretim Üyesi Maden Y. Mühendisi Prof. Dr. Güven Önal'a tartışmanın tüm detaylarını sorduk.

40 KİLOMETRE UZAKTA 

 (Tartışılan maden tam nerede?) 

Altın madeni ruhsatı Kaz Dağları Milli Park sınırına 40 kilometre uzakta. Bölgede 2 adet kömür yakan enerji santrali, 2 metal maden işletmesi ve sanayi tesisleri bulunmakta. 

 (Bir maden ocağının yerini seçme şansımız var mı?) 

Hiçbir madenin yerini seçme imkanı yoktur. Maden nerede ise orada işletilir. 

 (Altın ararken kullanılan maddeler doğaya karışıyor mu?) 

Altın dahil tüm madenler dünyanın her yerinde aynı yöntemle aranır. Maden sondajlarında su ve kil dışında bir madde kullanılmaz. Altın sondajları da aynı yöntemle yapılır. Arama safhasında kesinlikle siyanür kullanılmaz. 

 (Madenler gerçekten doğada geri dönülmez tahribata yol açar mı?) 

Madenler işletilip bittikten sonra, rehabilitasyon yapılarak, orman ise tekrar ormana,tarım arazisi ise tarım arazisine döndürülür.
Dünyada ve Türkiye'de çok sayıda örneği var.
Çevre mevzuatına göre, rehabilitasyon zorunludur, üretici şirket, rehabilitasyon teminatını öder. Geri dönülmeyecek bir tahribat söz konusu değildir.

 (Altın madeninin ekonomiye nasıl bir katkısı olacak?) 

Söz konusu madende, takriben bin kişinin çalışacağı belirtilmektedir. Söz konusu altın madeninin, yatırımı 500 milyon dolar, işletme gideri (6 yıl) 815 milyon dolar, toplam 1.315 milyar dolar. Bu meblağın yüzde 80'i yani yaklaşık 1 milyar doların çevredeki il, ilçe ve köylere gideceği, ayrıca devlet hakkı, vergi, orman ve ruhsat harçları olarak devlete, yaklaşık 100 milyon dolar ödeneceği, şirketin net karının ise 470 milyon dolar düzeyinde olacağı, fizibilite raporundan anlaşılmaktadır.

 (Türkiye'deki altın madenlerinin çevreye bir zararı var mı?) 

Türkiye'de 13 altın madeni üretim yapmakta, yıllık üretim 30 - 35 ton arasında. En eski altın madeni Bergama Ovacık, 18 yıldır çalışıyor, Ovacık'ta ve diğerlerinde herhangi bir çevre zararı görülmedi.

 (Bir ülkenin gelişmesinde madencilik gerçekten bu kadar önemli mi?)

Elbette önemli. Bakın 7 gelişmiş ülkenin bu macerasını inceleyin.
Hepsi 1800'lü yıllarda madenciliğini geliştirmiştir. Eğer Osmanlı madenciliğini geliştirseydi belki de yıkılmayacaktı.
Bugün kişi başına düşen milli gelirimiz çok ileri seviyede olacaktı.

 (Türkiye'deki tartışmanın benzeri başka ülkelerde yaşanıyor mu?)

Bizim kadar yaşanmıyor. O ülkelerde başka bilgi kirliliği yok. İkincisi ise kurallar oturmuş durumda.
ABD'de her eyaletin madencilik kuralları bellidir ve herkes bu kurallara harfiyen uyar.
Vatandaş da bu kurallara uyulduğunu bilir.
Devlet kurumları bu kurallar konusunda çok titizlik göstermeli ve bu tür tartışmalar yaşanmamalı.

 (Türkiye'de maden sektörü hakkında oluşturulmak istenen yanlış algı hakkındane düşünüyorsunuz?) 

Madenlerin üretimi, ağır sanayi kurulmasını, sanayi devriminin gerçekleşmesini dolayısı ile ülkelerin gerçekten kalkınmasını ve halkın refah düzeyinin artmasını sağlar. Çanakkale'deki tartışma, tüm madenciliği hedef alır hale gelmiştir.
Ayrıca, inanılmaz bir bilgi kirliliği oluşmuştur.
Birtakım ihmaller sonucunda kamuoyunda tepkilere neden oluşmuşsa araştırılmalıdır. ÇED raporunda belirtilen ağaçtan fazlası kesilmişse mutlaka soruşturulmalıdır.

SU HAVZALARINI KİRLETMEZ

 (Altın üretimi sırasında su havzalarının kirlenmesi mümkün mü?) 

Siyanür ile altın aranmaz. Siyanür yalnızca altının kimyasal olarak çözündürülüp, zenginleştirilmesinde kullanılır. Su havzalarının kirlenmesi mümkün değildir. 

 (Kesilen ağaç sayısı konusunda da bir bilgi kirliliği var. Bu konuyu inceleme imkanınız oldu mu?)

Basında belirtilen 195 bin ağaç kesildiğine ait bilginin kanıtı bulunmuyor.
ÇED raporunda tüm işletme ömründe, 45 bin ağaç kesileceği belirtiliyor. Orman otoritelerinin verdiği bilgiye göre şu ana kadar 13 bin 400 ağaç kesilmiştir. Ağaçlar Orman Bölge Müdürlüğü'nce kesilmektedir.

 (Türkiye tükettiği kadar altın üretebiliyor mu? Altın ithalatına ne kadar harcıyoruz?) 

Türkiye'de yaklaşık yılda 200 ton altın kullanılıyor.
Yerli üretimi çıkardığımızda yılda 160 ton civarında altın ithal edilmektedir.
Bu ithalata bugünkü değer ile 7,7 milyar dolar ödenmektedir.

 (Türkiye'de temsilciliği bulunan Deutsche Welle ve Euronews gibi medya kuruluşları altın madenciliği konusundaki kara propagandaya destek verdiğini görüyoruz. Bunun sebebi sizce nedir?) 

Bu çok açık. Özellikle Almanlar Türkiye'de altın madenciliğinin gelişmesini istemiyor. Alman vakıfları 1996-2002 yılları arasında ülkemizde bu yönde faaliyet gösterdi. Sadece altın değil madenciliğin gelişmesini istemiyorlar. Türkiye eğer madenciliğini geliştirirse kendi ağır sanayisini de ortaya koyacak. Türkiye şu anda hala pazar durumunda. Madenciliğini geliştirirse pazar olmaktan kurtulacak.

DÜNYADA 870 ALTIN MADENİ VAR

 (Dünyadaki güncel altın madeni ocağı sayısı) 

Bu konuda güncel bir bilgi yok ancak 2 yıl önceki araştırmaya göre dünyada aktif 870 altın madeni bulunuyordu. Bu rakamın günümüzde daha da arttığını söyleyebiliriz. 

 (En çok hangi ülkede..?)

ABD ve Kanada gibi dünya lideri ülkelerin yanında Güney Afrika, Avustralya ve Çin'de altın madenleri mevcut. Avrupa'da ise Romanya, Bulgaristan, İsveç, Finlandiya, İspanya ve İtalya altın üreten ülkeler.

Bu haber 200370 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Başkan Erdoğan Putin ile görüştü..
Başkan Erdoğan Putin ile görüştü..
Başkan Erdoğan Putin ile görüştü..
Başkan Erdoğan Putin ile görüştü..