15-Temmuz net Haberleri - AK Parti MYK sonrası Ömer Çelik’ten...
Reklam

15-Temmuz net Haberleri - AK Parti MYK sonrası Ömer Çelik'ten çok önemli açıklamalar!.

AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Başkan ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. AK Parti MYK sonrası Ömer Çelik kritik açıklamalarda bulundu. CHP'ye yüklenen Çelik, "Sultanahmet Camisi'ni müze yapalım" gibi bir yaklaşım, şimdiye kadar gördüğümüz en İslamofobik yaklaşımdır." dedi.Ömer Çelik, "Yunan Savunma Bakanı ya da diğerleri, Türkiye gibi büyük bir devletle nasıl konuşulacağını öğrenmelidir." şeklinde konuştu..

15 Haziran 2020 - 18:01 - Güncelleme: 15 Haziran 2020 - 19:20

 Sözcüsü Ömer Çelik'ten kritik  sonrası CHP'ye "Sultanahmet" tepkisi

Giriş Tarihi: 15.06.2020 Güncelleme Tarihi: 15.06.2020 

Son dakika haberi...  , Başkan  liderliğinde toplandı. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, kritik toplantının ardından açıklamalarda bulundu. Çelik, "Pençe Kartal Operasyonu başarıyla sürmüştür. Terör örgütleriyle mücadelemiz kararlı bir şekilde güçlü bir şekilde devam edecektir. Hedeflerin tamamı imha edilmiştir. Pençe Harekatlarında elde edilen kazanımların arkası mutlaka gelecektir. " dedi. CHP'ye de tepki gösteren Çelik, "Sultanahmet'i müze yapalım yaklaşımı bugüne kadar gördüğümüz en İslamafobik yaklaşımdır." ifadelerini kullandı. "Yeni bir kısıtlama olacak mı?" sorusuna yanıt veren Sözcü Çelik, 'Şu anda açıklanan yeni bir önlem yok' açıklamasını yaptı.

MYK sonrası flaş açıklamalar

Başkan Erdoğan başkanlığında toplanan 'da, yeni tip koronavirüse (COVID-19) karşı alınan tedbirler, Libya'daki gelişmeler, parti ve Meclis çalışmaları masaya yatırıldı.

Toplantının ardından  Sözcüsü Ömer Çelik açıklamalar yaptı.

Çelik'in açıklamalarından satır başları:

Pençe Kartal Operasyonu başarıyla sürmüştür. Terör örgütleriyle mücadelemiz kararlı bir şekilde güçlü bir şekilde devam edecektir. Hedeflerin tamamı imha edilmiştir. Pençe Harekatlarında elde edilen kazanımların arkası mutlaka gelecektir. Bütün terör unsurları hedeftir. Silahlı kuvvetler mensuplarımıza, polisimiz, özel harekatımız, korucularımıza tebriklerimizi, teşekkürlerimizi iletiyoruz. Pandemi sonrası normalleşme ile adımları yakından takip ediyoruz. En büyük düşmanımız rehavettir. Maske, mesafe ve temizlik konusundaki hassasiyetimizin devam etmesi gerekiyor. Bu üçgene ne kadar riayet edersek elimiz o kadar güçlü olur.

NORMALLEŞME UYARISI

Rehavetten ne kadar uzak durursak, tedbirlerde ne kadar titiz olursak normalleşme o kadar güçlü olacaktır.

Dünyanın kirlenmesi, çevre konularının bu kadar duyarsız şekilde ele alınması, biomühendislik ürünü bitki, hayvanların ortaya çıkması, hayat alanların yok edilmesi insanı yeni tehditlerle karşı karşıya bırakıyor. Bütün bunlara karşı ilaç, aşı geliştirmek kadar daha geniş bir kadrajla bakmak gerekiyor. Bunun da ilk atılacak adımı doğayı korumaktan geçtiği görülüyor. Çevre meselelerini vatanseverliğimizden ayrı düşünemeyiz. Doğala rakip değiliz, doğayla arkadaşız.

Doğa hayatımızı anlamlı, sağlıklı bir şekilde sürdürmemiz için kader arkadaşımızdır. Siyasetin, uzmanların da bu konularda, virüsler, bakteriler, Amazon ormanlarının yok edilmesi, doğal hayat alanların yok edilmesi konusunda hassas olmaları gerekiyor.

Teknolojik yatırımlarımızın desteklenmesi, gıda ve genetik güvenliği alanı bundan sonra çok önemli olacaktır. Bu konularla ilgili çalışmaya devam ediyoruz.

IRKÇILIK KARŞITI GÖSTERİLER
Hedefin sıfır vaka olması gerekiyor. Pandemi sonrası dolaylı dolaysız birtakım sonuçlar ortaya çıkacaktır. İlk ortaya çıkan sonuç ABD'de ırkçılığa karşı gösterilerdir. Irkçılığa karşı olduğumuz kadar yağmacılığa da karşıyız.

Dünyanın her tarafında ırkçı kimlikli kişilerin heykelleri yıkılırken, bir tek Fransa'dan 'biz bu değerleri koruyacağız' diye maalesef açıklamalar geldi.

Son dakika: AK Parti MYK sonrası Ömer Çelik'ten flaş açıklamalar

Irkçılığın, İslamafoyanın, antisemitizmin insan hayatını tehdit eden virüs, bakteri ve genetik saldırılarla aynı şekilde ele alınması gerekir. Türkiye içinde İslamofobik dilin en çarpıcı örneği olarak CHP'li milletvekilinin 'Sultanahmet'i müze yapalım' dediğini gördük. Karşı tarafın bir hatası olsun da bunun üzerinden siyaset yapalım diye düşünmüyoruz. Acaba düzeltirler mi, partilerinden açıklama gelir mi, bu konuda sabıkalı bir siyasi parti. Tam diyorsunuz ki biraz demokratik dil kullanmaya başladılar, bir bakıyorsunuz içlerindeki Bekçi Murtaza birdenbire ortaya çıkıyor.

CHP'NİN SULTANAHMET AÇIKLAMASI

Sultanahmet'i müze yapalım yaklaşımı bugüne kadar gördüğümüz en İslamafobik yaklaşımdır. Daha da üzüntü verici olan daha sonra bir milletvekilinin yaptığı açıklama daha da üzücüdür.

Laikliği esas mecrasından çıkararak bir baskıcı ideoloji haline dönüştüren, toplumu din, fikir hürriyeti üzerinden baskı kuran bir geçmiş yaşadık. Laikçilik laikliği sabote eden bir anlayış ortaya çıkardı.

Eski laikçi anlayış yine bulunduğu yerden kafasını uzatıyor, Sultanahmet'i müze yapmakla Türkiye'nin laik olması arasında bir zihniyet çarpıklığıdır. Bu anlayış Türkiye'ye çok ağır bedeller ödetmiştir. Türkiye'deki siyasi hayatı sabote etmek için kullanılmış bu zihniyet yabancıların işine yaramıştır. Dengeli, makul, aklı başında, insan odaklı bir yaklaşım göremiyorsak bunları ortaya koyanların çok ciddi muhasebe yapması gerekiyor.

Bu açıklamayı yapan milletvekili üst üste açıklama yapıyor ve meseleyi büyük bir bataklığın içine çekiyor. Bunu bir kere daha kınadığımızı ifade etmek istiyorum. Sultanahmet Camii'nde ibadet edilmeye devam edecektir. Hiçbir caminin başka bir amaçla kullanılmasına müsaade etmeyeceğiz. Bu şekilde demokrasimizi, hak ve hürriyet düzenini sakatlamak isteyenlere asla müsaade etmeyeceğiz.

Keşke bu açıklamaların nasıl bir İslamafobik bir içeriğe sahip olduğunu görseler keşke bunu tashih etseler.

Dün gece televizyonlara çok sık çıkan profesörün Ayasofya'nın cami kimliğine yeniden kavuşmasının AK Parti'nin Türkiye'nin kurucu liderlerle kavgalı olması söylemiştir. Egemenlik hakkımızı bugün bu şekilde kullanma konusundaki tartışmaların Türkiye'nin kurucu liderleriyle kavga olarak sunulması kışkırtıcı, provokatif ve maalesef bunu söylemek zorundayım ahlak dışı bir yaklaşım olamaz.

Meseleyi ortaya koyan kişinin ortaya koyuş biçimindeki zekayı tartışmıyorum. Meselenin bu noktaya getirilmeye çalışılması artık ayıptır. Bu zihniyet bu memlekete çok kötülükler etmiştir. Hiç kimsenin Türkiye'nin rejimiyle problemi yoktur. Tartıştığımız mesele çeşitli hukuki ve siyasi kararları tartışıyoruz.

LİBYA'DAKİ GELİŞMELER
Libya meselesi sürekli gündemimizdedir. Libya'daki tek meşru aktör olan Sarrac yönetimi giderek daha çok mevzi kazanmaktadır. 9 yıldır devam eden sorunun meşruiyet ve hakkaniyet temelinde çözümünü destekliyoruz.

Birilerinin iddia ettiği gibi ne kimsenin petrolünde gözümüz var ne de zenginliğinde. Başkalarının petrolünü ve zenginliğini sömürenler, geçmişiyle hala hesaplaşmamış olanlar Türkiye'yi bu şekilde etiketlemeye çalışıyorlar.

Bir CHP Grup Başkanvekili çıktı Hafter'i seküler, Sarrac'ı cihadist olarak gördü. Nereden çıkarıyorlar Sarrac'ın cihadist olduğunu. Biraz araştırsalar. Bu şekildeki yorumlar en çok Fransa'da çıkar. Geçmişteki sömürgeci anlayışıyla Libya'ya bakıyor. Bakıyorsunuz orada çıkan yorumları burada argüman üretiyorlar.

Masum, sivil Libyalıların tamamı kardeşimizdir. Türkiye Libya dayanışmasının gücü görülmüştür. Libya halkının tamamını temsil eden BM tarafından meşru hükümet görülen yapıya verdiğimiz desteği devam ettireceğiz. Bu aynı zamanda Doğu Akdeniz'deki çıkarlarımız için elzemdir.

Orada darbeciler, çıkar grupları temizlendikten sonra Libya halkı iradesini ortaya koyacaktır. Akdeniz devletiyiz, Libya ile hukukumuzu sürdürmek zorundayız, oradaki kardeşlerimizi başkalarının kötülük projelerinin insafına ter edemeyiz. Doğu Akdeniz'deki çıkarlarımızdan vazgeçemeyiz.

Fransa'nın Hafter'e verdiği desteğin nasıl bir insanlık trajedisine dönüştüğünü görüyoruz. Sömürgeci geçmiş maalesef genetiğe işliyor. Libya halkına seslenmiyorlar. Libya halkı adına Fransa'yı dinleyin diyorlar. Sömürgeci kafanın o bölgelere geçmişte yaşattığı acıların yeniden yaşanmaması gerekir. Libya'ya verdiğimiz desteğe devam edeceğiz.

"BURADAN UYARIYORUZ"
Güney Kıbrıs'ın attığı bir adım var. Buradan uyarıyoruz, bu adımları atıp çözümden bahsetmeyin. Çipras, Miçotakis'e seslendi. Ona çok güzel tavsiyede bulundu. 'Türkiye'de sorunları çözmek istiyorsan Erdoğan'la konuş' dedi. Çipras Türkiye'ye olumlu ve pozitif diyalog kurunca pozitif sonuçları, kazanımları gördü.

Güney Kıbrıs 2014 yılında İngilizlerle anlaşma yaptı. Bu anlaşmaya göre İngilizlerin üslerinin bulunduğu yerdeki taşınmaz varlıkların onlara verilmesiydi. Bu anlaşmayı yaparken Türkiye'ye, KKTC'ye danışılmadı. Orada Türklerin de taşınmazları var. Bunun adı gasptır. Bunun hiçbir şekilde hukuken, ahlaken meşruiyeti yoktur.

Bu tip işleri yapıp da çözümden, eşitlikten bahsedemeyeceklerini görmeleri lazım. Tek taraflı attıkları her adım kısa ve orta vadede mutlaka kendilerinin aleyhine döner. Türkiye'nin rızası olmadan KKTC'nin rızası olmadan attıkları her adım aleyhlerine dönerler. İngiliz üs bölgeleri sınırlarında Kıbrıs Türklerinin mülkiyet haklarını sonuna kadar takip edeceğiz. Hiç kimse bunları gasp etmeyi aklından bile geçirmesin.

SORULAR VE CEVAPLAR
LİBYA POLİTİKASI
Vereceğimiz desteğin güçlü bir destek olacağını ifade etmek isterim. Daha önce o havaalanına Hafter güçlerinin saldırısı oldu. Burası kurtarıldığı gibi diğer alanlarda pozitif ilerleme sağlandı. Havaalanının işletilmesinden diğer alanlara kadar meşru Sarrac hükümeti Türkiye'den ne talep ederse Libyalı kardeşlerimizin yanındadır.

HDP'YE YÜRÜYÜŞ TEPKİSİ
Bu tip yürüyüşlerin niye yapıldığı biliniyor. Barış, demokrasinin bu kadar istismar edildiği başka bir siyasi mekanizma görülmemiştir. Türkiye bu konudaki yasakları kaldırırken dil, kimlikle ilgili Kürt meselesiyle ilgili yasaklar kaldırılıp, mesafeler aşılırken bunlar kenardan seyrediyorlardı. Burada büyük bir manipülasyon söz konusudur. Kürt kimlikli vatandaşlarımız demokratikleşme, hukuk perspektifi içerisinde karşılanmıştır.

PKK içinde Kürt gençlerini lejyoner yapmak isteyenler barış ve demokrasi kelimesini istismar ediyorlar. Biz Meclis'te konuşurken köy adlarının zorla değiştirilmesine karşı çıkarken bir CHP Grup Başkanvekili dedi ki, 'Bulgaristan'da da köy adları değiştiriliyor, egemen devletler değiştirir' dedi. Bizi tehdit eden kim varsa HDP onlarla işbirliği yapıyor. Askeri ve yargı vesayetini kışkırtanlar kimse onlarla işbirliği yapıyorlar. Türkiye bu hak ve özgürlükleri vermek için bedel ödemiştir. Cumhurbaşkanımız hak ve hürriyet düzeninin arkasında durmuştur.

Bütün bunları bilmelerine rağmen o gün bunu engellemeye çalışanlarla bugün niye işbirliği yapıyorlar, mesele hak, hürriyet, kimlik, din ve bunlar çerçevesinde haysiyet meselesi değildir. Böyle olsaydı bizi takdir ederlerdi. Mesele PKK'nın ne dediği meselesidir onlar açısından.

Kürt gençleri için o dağdaki zulüm mekanizmasını hedef ve ideal olarak göstermekten başka ortaya koydukları bir perspektifleri var mı? Meşru siyasi iktidarın meşru aldığı kararlara darbe diyeceksin, barış, demokrasi gibi kavramları PKK terör örgütünün hizmetine vereceksin. Ortaya çıkan yürüyüş tablosunda kullanmaya çalıştıkları barış, hukuk, demokrasi ifadeleri yanlıştır. En büyük düşmanlığı Kürt vatandaşlarımıza yaptıkları ortadadır. Yapılan şey gerçekten demokrasiye katkı sunmak olsaydı ne o gün ne de bugün yaptıklarını yapardı.

Türkiye'de geçmişteki baskıları, zulümleri düşünün. Bütün bunlar Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya konulan demokratikleşme perspektifiyle gerçekleşti. Bu baskı, zulüm, haksızlıklar devam etsin, insanlar ana diliyle konuşmasın diye kim baskı yapmışsa bugün yürüyüşte onlarla beraberdirler. Suriye'deki Kürtlerden bahsederler, oradaki Kürtlerden haberi yok iken Cumhurbaşkanımız, Esad'a 'Bunların hakkını ver' diyordu. Mesele ne? PYD/YPG terör örgütüdür. Temsil ettiğini iddia ettiklere karşı bu kadar hakaret olamaz!



YUNAN BAKANA TEPKİ
Türkiye büyük devlettir, Balkan coğrafyasında büyük tecrübesi vardır. Yunanistan'ın en zor zamanlarda Yunanistan'ın yanında yer almıştır. Yunanistan savunma bakanı yapmak için aklı başında adam bulamıyor, böyle bir sıkıntıları var.

Çipras zamanında oraya resmi ziyaret gerçekleştirmişti sayın Cumhurbaşkanımız, savunma bakanını sakladılar arıza olarak. Savunma Bakanları hep travmatik oluyor.
Türkiye Ege'deki, Doğu Akdeniz'deki barışın teminatıdır.

Biz bunların sürekli sabote etmelerini çocukcu hastalıklar olarak görüyoruz. TSK'nın büyüklüğüne bakın bir de onlara bakın. TSK'da bunlar herhangi bir şekilde konu bile yapılmaz. Sen getirip adaları ana kara parçasının devamı gibi sayıp, kıta sahanlığı alanı oluşturmaya çalışırsın benim topraklarıma gireceksin? Yunanistan'a bir kez daha ifade ediyoruz, sizin için iyi olan Türkiye ile uzlaştığınız hususlardır. Arkanıza Avrupa Birliği'ni alarak herhangi bir şey yaptırmanız mümkün değildir. Siz ekonomik kriz içindeyken herhangi bir istismarda bulunmadık. Avrupalı bakanların Yunanistan'ı nasıl aşağıladıklarını gördük. Bu büyük sözleri arkasına mekanizma kurmadan, hukuk koymadan konuşmaları sözkonusu. Yunan savunma bakanları makul bir dille konuşmayı öğrenmelidir. Biz cevapversek büyük tansiyonlara yol açar.

Son dakika: AK Parti MYK sonrası Ömer Çelik’ten flaş açıklamalar

 Merkez Yürütme Kurulu (), Başkan ve AK Parti Genel Başkanı  başkanlığında toplandı. AK Parti MYK sonrası  kritik açıklamalarda bulundu. CHP'ye yüklenen Çelik, "Sultanahmet Camisi'ni müze yapalım" gibi bir yaklaşım, şimdiye kadar gördüğümüz en İslamofobik yaklaşımdır." dedi.Ömer Çelik, "Yunan Savunma Bakanı ya da diğerleri, Türkiye gibi büyük bir devletle nasıl konuşulacağını öğrenmelidir." şeklinde konuştu.

AK PARTİ MYK SONRASI ÖMER ÇELİK’TEN FLAŞ AÇIKLAMALAR

 Merkez Yürütme Kurulu (), Başkan ve AK Parti Genel Başkanı  başkanlığında toplandı. AK Parti MYK sonrası  kritik açıklamalarda bulundu. CHP'ye yüklenen Çelik, "Sultanahmet Camisi'ni müze yapalım" gibi bir yaklaşım, şimdiye kadar gördüğümüz en İslamofobik yaklaşımdır." dedi.

Ömer Çelik'in açıklamaları şöyle;

Saldırı alanları yok edildi. Terör hedefleri başarı ile vuruldu. İnsanlığa düşman terör örgütleri ile mücadelemiz devam edecektir. Türkiye pek çok konuda olduğu gibi terörle mücadelede de dünyaya örnektir. Pençe Kartal Harekatı ile elde edilen kazanımların devamı gelecektir. Sivillere zarar verilmeden bu operasyonlar sürecektir. Türkiye'nin, vatandaşımızın güvenliğini sağlayan askerlerimiz görevlerini göz kamaştırıcı bir başarı ile sürdürüyorlar.

KORONAVİRÜS AÇIKLAMASI

Normalleşmenin daha da normalleşmesi için maske, mesafe ve hijyene dikkat etmemiz gerekir. Rakamları yeniden izliyoruz. Rakamların artışta olduğunu görüyoruz. Rehavet düşmanımızdır. Rehavet ile normalleşmenin yan yana yürümesi mümkün değildir.

"BUNDAN SONRAKİ TEHDİTLERE KARŞI HAZIRLIKLARIMIZ İÇİN KAFA YORUYORUZ"

Bugün artık çevre olarak göstereceğimiz artık vatanseverliktir. Doğayı rakip gibi gören anlayış, insan soyunu tehdit eder bir noktadadır. Doğa bizim kader arkadaşımızdır. Tabiat tabiatımızdır. İlaçlara odaklı bir koruma mekanizması bunların önüne geçemez. İnsan hayatının korunması için Türkiye, hastane altyapısı ile güçlü bir örnek teşkil ettiği gibi, bu konuları da tartışıyoruz. Bundan sonraki tehditlere karşı haz��rlıklarımız için kafa yoruyoruz. Gıda ve genetik güvenlik konusunda çalışmaya devam edeceğiz. Bunlar bundan sonra çok önemli. Sıfır vakadır hedef.

IRKÇILIK VE İSLAMA KARŞI SALDIRILARA SERT TEPKİ

Pandemi sonrası dünyanın sarsıntı geçirdiğini görüyoruz. İlk oluşan siyasi süreç ABD'de başlayan küresel süreçtir. Irkçılığa ne kadar karşıysa, yağmacılığa da o kadar karşıyız. İslam düşmanlığı, ırkçılık gibi konuların tartışılması gerekiyor. Dünyanın her tarafında köle tacirlerinin heykelleri yıkılırken, Fransa'dan 'Biz bunları da koruyacağız' gibi bir açıklama geldi. Irkçılık gibi konuların virüsler, bakteriler, insan hayatına tehditlerle birlikte ele alınması gerekir.

CHP'Lİ KABOĞLU'NUN SKANDAL SULTANAHMET AÇIKLAMASINA SERT TEPKİ

Ayasofya ile ilgili hassasiyet tartışılırken, Sultanahmet de müze olsun diye bir anlayış ortaya çıktı. Acaba partilerinden bir açıklama gelir mi, düzeltirler mi diye bekledik. Bu konularda CHP sabıkalı bir parti. Tam diyorsunuz ki, biraz daha demokratik dil ortaya çıktı. İçlerinden bir Bekçi Murtaza çıkıyor. CHP'nin Ayasofya dili Türkiye içindeki ayrımcı dildir. Bugüne kadar ki en İslamofobik açıklamadır.

Bir yerde ibadet edilmesini evrensel mirasın odak noktasından çıkması olarak yorumlamak çarpık bir anlayıştır. Demokrasimizi sakatlamak isteyenlere, fikir ve inanç özgürlüğünü baskılamak isteyenlere izin vermeyeceğiz. Keşke bu arkadaşlarının faşist bir alana kaydıklarını görseler.

Geçmişte alınan kararların ebediyen dondurulması diye bir şey olabilir mi? Türkiye'nin kurucu lideriyle kavga olarak yorumlamak kışkırtıcı ve ahlak dışı bir yaklaşımdır. Bu kadarı ayıptır. Milletin talebinin bu noktalara getirilmesi artık ayıptır. Her şeyi Cumhuriyet ile hesaplaşma noktasına getiren zihniyet bu memlekete çok kötülük etmiştir. Kimsenin rejimle bir derdi yok. Tartışılan şey çeşitli hukuki ve siyasi kararlar. Milletin talebini yerine getirmek bizim görevimizdir.

Libya meselesi bizim sürekli gündemimizdedir. Doğu Akdeniz'deki çıkarlarımız ve Libya'daki kardeşlerimiz için yakın takibimizdedir. Biz Libya halkının tamamının yanında olduğumuz için meşru hükümetinin yanındayız. Başka bir amacımız yok. Sömürge geçmişi ile yüzleşemeyenler Türkiye'yi böyle suçlamaya çalışıyorlar.

LİBYA MESELESİ

CHP Sözcüsü, Hafter'i seküler görüyor, Sarrac'ı cihadist olarak tanımlıyor. Dünyada bunu böyle gören tek kişi sanırım CHP Sözcüsü'dür. Fransa'nın argümanını buraya uyarlayıp açıklıyorlar. Gelinen noktada Türkiye-Libya işbirliğinin gücü görülmüştür. Libya'nın tamamını temsil eden, BM tarafından tanınan UMH böyle ilerlemektedir. Libyalıların önceliğindeki siyasi sürece tam destek vereceğiz. Libya halkı kendi iradesini ortaya koyacaktır.

Akdeniz devletiyiz. Doğu Akdeniz'deki çıkarlarımızdan vazgeçemeyiz. Türkiye'nin iyiliği için bu yaptıklarımızı yapmak zorundayız. Bu defalarca söylendi, maalesef dışarıda çıkan argümanların tercümesi olarak karşımıza çıkıyorlar.

"KIBRIS TÜRKLERİ'NİN HAKLARINI KORUYACAĞIZ"

Güney Kıbrıs'ın attığı yeni bir adım var. Bir kez daha uyarıyoruz. Bu adımları atıp, çözümden falan bahsetmeyin. Miçotakis problemlerii çözmek için Almanya'ya gidiyor, oraya , buraya gidiyor. Çipras ona dedi ki, "Türkiye ile problemini çözmek için oralara gitme, Erdoğan'a git." Çipras problemlerin öyle çözülemeyeceğini, Türkiye ile diyalogla çözülebileceğini gördü. Oradaki statükoyu Kıbrıs Rumları üzerinden değiştirmeye çalışıyorsun, bunun adı gasptır. Orada sadece Rumlar yok, Kıbrıs Türkleri de var. Bu şekilde birilerini arkalarına alarak attıkları adımlar kendilerinin aleyhine döner. Bir kere daha uyarıyoruz. İngiliz üs bölgelerinin sınırlarında Kıbrıs Türkleri'nin haklarını koruyacağız. Kimse bunu gasp etmeyi aklından geçirmesin.

SORU VE CEVAP KISMI

Vereceğimiz desteğin güçlü bir destek olacağını ifade etmek isterim. Daha önce o havaalanına Hafter güçlerinin saldırısı oldu. Burası kurtarıldığı gibi diğer alanlarda pozitif ilerleme sağlandı. Havaalanının işletilmesinden diğer alanlara kadar meşru Sarrac hükümeti Türkiye'den ne talep ederse Libyalı kardeşlerimizin yanındadır.

Bu tip yürüyüşlerin niye yapıldığı biliniyor. Barış, demokrasinin bu kadar istismar edildiği başka bir siyasi mekanizma görülmemiştir. Türkiye bu konudaki yasakları kaldırırken dil, kimlikle ilgili Kürt meselesiyle ilgili yasaklar kaldırılıp, mesafeler aşılırken bunlar kenardan seyrediyorlardı. Burada büyük bir manipülasyon söz konusudur. Kürt kimlikli vatandaşlarımız demokratikleşme, hukuk perspektifi içerisinde karşılanmıştır.

PKK içinde Kürt gençlerini lejyoner yapmak isteyenler barış ve demokrasi kelimesini istismar ediyorlar. Biz Meclis'te konuşurken köy adlarının zorla değiştirilmesine karşı çıkarken bir CHP Grup Başkanvekili dedi ki, 'Bulgaristan'da da köy adları değiştiriliyor, egemen devletler değiştirir' dedi. Bizi tehdit eden kim varsa HDP onlarla işbirliği yapıyor. Askeri ve yargı vesayetini kışkırtanlar kimse onlarla işbirliği yapıyorlar. Türkiye bu hak ve özgürlükleri vermek için bedel ödemiştir. Cumhurbaşkanımız hak ve hürriyet düzeninin arkasında durmuştur.

Bütün bunları bilmelerine rağmen o gün bunu engellemeye çalışanlarla bugün niye işbirliği yapıyorlar, mesele hak, hürriyet, kimlik, din ve bunlar çerçevesinde haysiyet meselesi değildir. Böyle olsaydı bizi takdir ederlerdi. Mesele PKK'nın ne dediği meselesidir onlar açısından.

Kürt gençleri için o dağdaki zulüm mekanizmasını hedef ve ideal olarak göstermekten başka ortaya koydukları bir perspektifleri var mı? Meşru siyasi iktidarın meşru aldığı kararlara darbe diyeceksin, barış, demokrasi gibi kavramları PKK terör örgütünün hizmetine vereceksin. Ortaya çıkan yürüyüş tablosunda kullanmaya çalıştıkları barış, hukuk, demokrasi ifadeleri yanlıştır. En büyük düşmanlığı Kürt vatandaşlarımıza yaptıkları ortadadır. Yapılan şey gerçekten demokrasiye katkı sunmak olsaydı ne o gün ne de bugün yaptıklarını yapardı.

Türkiye'de geçmişteki baskıları, zulümleri düşünün. Bütün bunlar Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya konulan demokratikleşme perspektifiyle gerçekleşti. Bu baskı, zulüm, haksızlıklar devam etsin, insanlar ana diliyle konuşmasın diye kim baskı yapmışsa bugün yürüyüşte onlarla beraberdirler. Suriye'deki Kürtlerden bahsederler, oradaki Kürtlerden haberi yok iken Cumhurbaşkanımız, Esad'a 'Bunların hakkını ver' diyordu. Mesele ne? PYD/YPG terör örgütüdür. Temsil ettiğini iddia ettiklere karşı bu kadar hakaret olamaz!

"YUNAN SAVUNMA BAKANLARI MAKUL BİR DİLLE KONUŞMAYI ÖĞRENMELİDİR"

Türkiye büyük devlettir, Balkan coğrafyasında büyük tecrübesi vardır. Yunanistan'ın en zor zamanlarda Yunanistan'ın yanında yer almıştır. Yunanistan savunma bakanı yapmak için aklı başında adam bulamıyor, böyle bir sıkıntıları var. Çipras zamanında oraya resmi ziyaret gerçekleştirmişti sayın Cumhurbaşkanımız, savunma bakanını sakladılar arıza olarak. Savunma Bakanları hep travmatik oluyor. Türkiye Ege'deki, Doğu Akdeniz'deki barışın teminatıdır. Biz bunların sürekli sabote etmelerini çocukcu hastalıklar olarak görüyoruz. TSK'nın büyüklüğüne bakın bir de onlara bakın. TSK'da bunlar herhangi bir şekilde konu bile yapılmaz. Sen getirip adaları ana kara parçasının devamı gibi sayıp, kıta sahanlığı alanı oluşturmaya çalışırsın benim topraklarıma gireceksin? Yunanistan'a bir kez daha ifade ediyoruz, sizin için iyi olan Türkiye ile uzlaştığınız hususlardır. Arkanıza Avrupa Birliği'ni alarak herhangi bir şey yaptırmanız mümkün değildir. Siz ekonomik kriz içindeyken herhangi bir istismarda bulunmadık. Avrupalı bakanların Yunanistan'ı nasıl aşağıladıklarını gördük. Bu büyük sözleri arkasına mekanizma kurmadan, hukuk koymadan konuşmaları söz konusu. Yunan savunma bakanları makul bir dille konuşmayı öğrenmelidir. Biz cevap versek büyük tansiyonlara yol açar.

Sayın Başkanımız kapsamlı değerlendirme yaptılar. Sayın Cumhurbaşkanımız bu konunun yakından takip edilmesi gerektiğini, normalleşme sürecinin sıkı tutulmasını, maske, mesafe, temizlik meselesinde teşkilatlarımızın gayret göstermesi gerektiğini söylemiştir. Yeni kısıtlayıcı önlemin ortaya çıkıp çıkmaması normalleşmenin nasıl devam edeceğine bağlıdır. İnşallah bir gün burada sizi maskesiz biçimde ağırlarız. Maskeden vazgeçildiğinde, İstanbul'da, Ankara'da görüyoruz, geçen sosyal medyaya gördük, Diyarbakırlı kadınlar piknikte aralarına mesafe koymuşlardı. Büyüklerimizi korumaya devam etmemiz lazım.

"ARAP BİRLİĞİ PKK'YI KINAMALIDIR"

Arap Birliği bizi şaşırtan açıklamayı yapmaya devam ediyor. Arap toprağına Türk güvenlik güçleri saldırı yaptı deniyor. Durduk yere bunlar yapılmıyor. Burada terör örgütü çıkarıldıktan sonra kimse operasyon yapmaz. Uluslararası hukuk bize bu hakkı veriyor. Oradaki devlet yapısı bu terör örgütünü oradan çıkaramıyor. Arap Birliği terörizmi kınayacağını meşru gücü kınıyor. Gidip herhangi bir yere, kimsenin toprak bütünlüğüne yönelik tavrımız yoktur. Her zaman söylüyoruz, Irak'ın toprak bütünlüğünden yanayız. Oradaki etnik ve mezhebi farklılıkları kaynaştıracak hükümetler kurulmalıdır diyoruz. Arap Birliği PKK'yı kınamalıdır.

Türkiye yapamaz sandılar ama şaşkına döndüler!

Pençe Kartal Harekatı ile PKK'ya ağır darbe indirilirken, çok stratejik hedefler özel mühimmatlar ile vuruldu. Operasyon büyük yankı uyandırırken, Terör ve Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar A Haber canlı yayınında çok çarpıcı açıklamalarda bulundu. Ağar, "TSK, YPG/PKK'nın canını bu operasyonla çok acıttı." dedi. İşte Ağar'ın A Haber yayınındaki çok özel açıklamalarından öne çıkanlar...

Türkiye yapamaz sandılar ama şaşkına döndüler!

Terör ve Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar, A Haber canlı yayınında çok çarpıcı açıklamalarda bulundu. Pençe Kartal Harekatı ile terör örgütüne indirlen darbeyi değerlendiren Ağar, "PKK, sivilleri canlı kalkan olarak kullanmaya başladılar. Avrupa'da gece yarısı eyleme kalkıştılar. Buradan anladığım şu TSKYPG/PKK'nın canını bu operasyonla çok acıttı." dedi. 

"KUDRET, KABİLİYET VE KAPASİTE GÖSTERİSİ VAR"

Terör ve Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar operasyonun sadece etkisizleştirmeden ibaret olmadığını söyledi. Ağar, operasyonda kullanılan mühimmatların ve nokta atışların büyük anlam taşıdğını ifade ederken, operasyonun zamanlamasının da mesajlar taşıdığını ifade etti.

Ağar şu açıklamalarda bulundu:

81 hedefin imha edildiği, farklı üslerden onlarca uçağın kalktığı, sadece savaşların değil tanker uçaklarının da katıldığı son derece önemli, kapsamlı kudret, kabiliyet ve kapasite gösterisi var aslında. Akdeniz'de yapılan güç gösterisinden sonraya tekabül etmesi de büyük bir anlam taşıyor. Sadece PKK hedeflerine yönelik yapılan etkisizleştirme harekatından ziyade, dosta ve müttefiklere verilen güven mesajı var. Türkiye'nin karşısına geçmiş, yerel, bölgesel ve küresel eksendeki güçlere karşı da kararlılık ve caydırıcılık mesajı verildi.

"TSK, YPG/PKK'NIN CANINI ÇOK ACITTI"

Doğu Akdeniz'de veya Libya'da karşımıza kimler çıkmış ise, burada da karşımızda oldukları bilinci ile, onların kullanmış oldukları aygıta karşı, terör örgütüne karşı yapılmış çok önemli bir harekat ile karşı karşıyayız. Kullanılan mühimmat tipleri, sivillere karşı hassasiyet, hedeflerin vurulmasına yönelik kabiliyet son derece etkileyici. PKK, sivilleri canlı kalkan olarak kullanmaya başladılar. Avrupa'da gece yarısı eyleme kalkıştılar. Buradan anladığım şu TSK, YPG/PKK'nın canını bu operasyonla çok acıttı. 

"ERİŞİLEMEZ GÖRDÜKLERİ YERLERDE VURULDU"

Kandil, Sincar ve Mahmur erişilemez olarak gördükleri noktalar. Sincar ve Mahmur, ABD ve Fransa marifeti ile insan kaynağı, lojistik faaliyet gibi stratejik bir noktaya dönüştürdüler. Türkiye buralara erişemez sandılar. Türkiye nokta hedefleri vurarak bunları etkisizleştirdi. 

Bu haber 290387 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
15-Temmuz net Haberleri - Başkan Erdoğan'dan flaş Srebrenitsa mesajı!.
15-Temmuz net Haberleri - Başkan Erdoğan'dan flaş Srebrenitsa...
25 yıldır acısı hala taze: Srebrenitsa Katliamı! 'Türklerden intikam alma zamanı geldi'.
25 yıldır acısı hala taze: Srebrenitsa Katliamı! 'Türklerden...